Diabetik Cerrahi Nedir?
Her şeyden önce Tip-II yani erişkin tip şeker hastalığı olan hastalar içindir bu cerrahi tedavi seçenekleri. Çünkü Tip-1 Şeker hastalığı dediğimiz çocukluk çağında başlayan şeker hastalığında, malesef pankreas bezi kan şekerini düşüren İNSÜLİN hormonunu salgılayamamakta ve dışardan İNSÜLİN verilmedikçe yaşam mümkün olamamaktadır. Tip-II erişkin tip diabette ise insülin salgılanmakta ama çeşitli nedenlerle DİRENÇ sözkonusu olmaktadır.
- Metabolik Cerrahi, Tip-2 Diabeti ve class III obesitesi olan hastalarda (BMI ≥40 kg/m2) şeker kontrolüne bakılmaksızın önerilmekte ve yapılmaktadır.
- Class II obesite yani (BMI 35.0–39.9 kg/m2) arasında olan hastalarda, yeterli hayat tarzı değişiklikleri ve uygun tıbbi tedaviyle düzelmeyen hastalarda ENDOKRİNOLOJİ ONAYI ile yapılabilmektedir.
- BMI (Body Mass Index) yani Vücut Kitle İndeksini kolayca hesaplamak mümkün. Boyunuzun karasini alıyor yani örneğin 1.70 m boyunda olan bir kişinin vücut yüzey metrekaresi; 1.70X1.70=2.89 metrekare. Vücut ğırlığı da 120 kg olsun. 120 kg/2.89 m2 = 41.5 kg/m2 BMI.
Hangi Ameliyatlar Yapılıyor?
Tek bir elbisenin nasıl herkese uygun olamayacağı gibi, tek bir ameliyat tipi de her hasta için uygun olmamaktadır. Bu konuda kendini ispat etmiş birkaç ameliyat tekniği var. En sık uygulananları; GASTRİK BYPASS, MINI-GASTRİC BYPASS, BİLİOPANKREATİK DİVERSİYON, SLEEVE GASTRECTOMY, İLEAL TRANSPOZİSYON, TRANSİT BİPARTİTİON WITH SLEEVE sayılabilir. Birbirleri üzerinde avantajları ve dezavantajarı olan yöntemler bunlar. Şeker hastalığını kontrol gücü ile emilim bozukluğu gücü arasında bir denge oluşturmak ve hasta için en uygun olanını sunmak önem arzediyor.
Nasıl Oluyor da Bu Ameliyatlar Şeker Hastalığını Düzeltebiliyor?
Aslında temel problem endüstri çağındaki işlenmiş gıda konusundaki ve hayat tarzlarımızdaki bu başdöndürücü değişikliklere, vücudumuzun ve bağırsak sistemimizin evrimle adapte olamaması, adaptete olacak zamanı bulamamasıdır. Diğer bir deyişle bağırsaklarımız bizleri sanki modern çağlar öncesinde olduğu gibi, tarlada bahçede bedensel olarak çalışıyor zannediyor.
Sedanter ve U tipi bir hayat yaşadığımızı bilmiyor. Asansörle evden otoparka, oradan arabaya, oradan da arabayla işe ve asansörle yine ofise ulaşan modern insan hayatında, sedanter hayatın getirdiği problemler bunlar. Buna bir de İŞLENMİŞ yani RAFİNE gıda tüketimi de eklenince problem daha da artıyor. Endüstrileşme ile Şeker hastalığı görülme sıklığı dramatik bir şekilde artmıştır. Gıdalar artık daha önceleri gibi saf ve doğada bulunan haliyle değil, rafine edilerek, ısıtılarak, soğutularak, işlenerek, sıvılaştırılarak ve en uç besin öğelerine ayrılarak bizlerin önüne gelmektedir.
İnce bağırsaklarımızın üst kısımları insülin direnci ile ilişkiliyken, kalın bağırsağa yakın kısımları ise insülin duyarlılığı ile ilgili hormonları salgılayan kısımlardır. İşlenmiş rafine gıdaların kalın bağırsağa yakın kısımlara ulaşmadan, daha bağırsakların orta kesimine gelmeden emilmesi sonucu, İNSÜLİN DİRENCİ’nde artma ile sonuçlanırken İNSÜLİN DUYARLILIĞI azalmaktadır. Bu da ŞEKER HASTALIĞI ile sonuçlanmaktadır. Buna egzersizin azalması, stres, sedanter hayat, aşırı yağlı besleneme sonucu gelen obezitenin eklenmesi tabloyu daha da vahim hale getirmektedir.
Cerrahi ile amaçlanan şey; gıdaları emilmeden bağırsağın alt kısımlarına ulaştırarak burayı uyarması ve insülin duyarlılığını arttıran hormonların salınımını arttırmasını sağlamak olmaktadır. Bunu da bağırsakların üst ile alt kısımları arasında bypass dediğimiz yer değiştirme ve yön değiştirme ile sağlamaktayız. Özeti aslında bu. Etki mekanizmaları ile ilgili araştırmalar halen devam etmektedir. Ameliyatlar aşağı yukarı bir-birbuçuk saat sürmektedir. Tüm ameliyatlar kapalı yani LAPAROSKOPİK olarak yapılmaktadır.Ameliyat sonrası 2-3. gün beslenmeye başlanmakta ve 4. gün civarı taburcu edilmektedirler. Daha kilo vermeden, hastanede yatttığı dönemde dahi şeker hastalığında düzelme başlamaktadır. Mucize gibi ama gerçek.